22 Şubat tarihinde TAKEV okullarının meslek tanıtım günlerine katıldık. Mimarlığı seçmek isteyen herkese, eczacılık seçeneğini bir kez daha hatırlattık.
18 Mart 2010
31 Ocak 2010
Davetli Yarışmalar
Davetli yarışmalar bir teklif alma yöntemi olarak değerlendirilebilir. Ama adındaki yarışma kelimesinden ötürü ulusal mimarlık yarışmaları ile karıştırılmamalı. Amatör ruhla hazırlanan görece fırsat eşitliği sağlayan ulusal yarışmalar prensip ve işleyiş bakımından tamamen ayrıdır. Davetli yarışmalar, sonunda bir ücret ödendiği ve seçilmiş olmanın verdiği motivasyonla sonuç ürünler bakımından ulusal yarışmalardan daha üst düzey olabilir, ancak en baştan bir eleme yapması yarışma mantığına aykırı. Emeğini ve zamanını seçilmiş bir jürinin ellerine terk etmek istemeyen, cirosu yüksek büroların rekabeti açısından olumlu buluyorum, ilgi ile izliyorum. En nihayetinde tasarımların önceden belirlenmiş kurallar çerçevesinde değerlendirip, en azından tasarımla ilgili kişilerce değerlendirilmesi hem klasik fiyat kırarak iş alma yöntemine hem de tanıdık ve bildik mimara iş verme yöntemlerine kıyasla oldukça sağlıklı bir iş verme yöntemi olarak görüyorum. Kendi içinde değerlendireceğim davetli yarışmalarında belli sıkıntıları olduğu görüşündeyim. Öncelikle jüri seçimlerinde işverenin ağırlığı, doğal olarak sonuçlara da yansımaktadır. Yarışma ile proje seçtiği için işvereni kutlamak gerekirken jüri üyelerini belirlenmesinde başka bir kurumun devreye girmesi (mimarlar odası gibi) işverenleri soğutacağından şöyle bir yöntem izlenebilir. Belli sayıdaki jüriyi işveren belirler ve geri kalan jüri üyelikleri için öneriler yarışmacılardan gelir. Genellikle rüştünü ispatlamış büroların davet edilmesi yerine davet edilen mimarlar arasında en azından belli oranda genç ekiplerinde olması ortama renk katacaktır Ayrıca davetli yarışmanın ilanının kamuya açık tüm sürecinde izlenebilir olması tartışmaları ve önerileri de beraberinde getireceğinden mimarlık ortamı açısından olumludur. Davet edilenlerin yetkinliklerinden emin olunduğuna göre, isimlerin gizli olması ve rumuz kullanılması daha objektif değerlendirmelere olanak sağlar.
25 Ekim 2009
Ulusal Mimarlık Yarışmaları Sempozyumu 23/05/2009 09:00Mimarlar Odası Genel Merkezi ve Mimarlar Odası İzmir Şubesi tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen “Ulusal Mimarlık Yarışmaları Sempozyumu 2” 30 Mayıs 2009 Cumartesi günü İzmir Sanat Büyük Salon’da gerçekleşti.
Ali Cengizkan’ın yöneticiliğini üstlendiği Forum bölümünde, Not Mimarlık'tan Serdar Uslubaş ve Merih Feza Yıldırım'da yer aldı.İçlerinden ne geldiyse söyledi, akşam da kordonda efkar dağıttı.
8 Eylül 2009
8 Ağustos 2009
20 Temmuz 2009
Kültürpark’ın kent içi konumu değerlendirildiğinde, sahip olduğu potansiyeli yeteri kadar değerlendiremediği görülebilir. Kentin merkezinde yer almasına rağmen, araç trafiği önceliğine göre oluşturulmuş mevcut kapıları, yayaların Kültürpark’ın içine girmesini kolaylaştırmamakta Kültürparkı çevresinden dolaşılan bir park haline getirmektedir.
Modern şehircilik ilkeleri gereği kentliyi parktan izole eden bu duvarların, parkın mahremiyetini zedelenmeden uygun aralılarla kaldırılarak yaya geçişine olanak tanıması park ve hinterlandı için büyük potansiyel taşımaktadır.
Özelikle Kahramanlar Mahallesi düşünüldüğünde, mahalle sakinlerinin parktan, dolayısıyla kentten, bu duvar yolu ile izole edildiği rahatlıkla söylenebilir. Öneri yaya kapıları bu semtin olumlu dönüşümüne katkı sağlayacaktır.
Bu öneride parkın duvarları , yaya akımının yoğunlaştığı noktalarda kaldırılarak geçiş imkanı sağlanmıştır. Yayalara, parkın içindeki etkinlikleri anımsatacak simgesel bazı figürler bu kapılar üzerinde yer alacak, Kültürpark’ın imajını tazeleyebilmek imkanı sağlanacaktır.
Bu noktasal geçişler park ve kent arasındaki etkileşimi artırma potansiyeli taşırken,
düşük maliyetle gerçekleşme imkanı ve geri dönebilme şansı, bu önerini öne çıkan yönleridir.
Kültürpark modern bir kent parkı olarak şehir hayatına bu yolla katılabilir.
Modern şehircilik ilkeleri gereği kentliyi parktan izole eden bu duvarların, parkın mahremiyetini zedelenmeden uygun aralılarla kaldırılarak yaya geçişine olanak tanıması park ve hinterlandı için büyük potansiyel taşımaktadır.
Özelikle Kahramanlar Mahallesi düşünüldüğünde, mahalle sakinlerinin parktan, dolayısıyla kentten, bu duvar yolu ile izole edildiği rahatlıkla söylenebilir. Öneri yaya kapıları bu semtin olumlu dönüşümüne katkı sağlayacaktır.
Bu öneride parkın duvarları , yaya akımının yoğunlaştığı noktalarda kaldırılarak geçiş imkanı sağlanmıştır. Yayalara, parkın içindeki etkinlikleri anımsatacak simgesel bazı figürler bu kapılar üzerinde yer alacak, Kültürpark’ın imajını tazeleyebilmek imkanı sağlanacaktır.
Bu noktasal geçişler park ve kent arasındaki etkileşimi artırma potansiyeli taşırken,
düşük maliyetle gerçekleşme imkanı ve geri dönebilme şansı, bu önerini öne çıkan yönleridir.
Kültürpark modern bir kent parkı olarak şehir hayatına bu yolla katılabilir.
22 Haziran 2009
Halkapınar – Liman – Pasaport hafif raylı sistem güzergah önerisi, mevcut raylı sistem güzergahını merkezi iş alanlarına (MİA) bağlamak amacı ile öngörülmüştür. Bir çok yönden İzmir’in kalbi sayılabilecek olan Alsancak bölgesi, metro güzergahının etkileme alanının dışında kalmaktadır. Alsancak bölgesine ulaşmak isteyenler için metro hattı tercih edilmemektedir. Besleme hatları tercih çekici değildir. Bu nedenle Alsancak bölgesi yoğun özel araç ve otobüs trafiğinin yarattığı olumsuz etkiye maruz kalmaktadır. Bornova ve Üçkuyular konut bölgelerinde oturanlar iş yerlerine gelirken metroyu değil otobüsü tercih etmektedirler.
Yeni öneri iki etap olarak planlanmakta, Halkapınar Transfer Merkezi ile sisteme bağlanmayı önermektedir. Atıl durumdaki viyadük ayaklarını kullanmayı önermekte böylece ek kamulaştırma bedeli ve altyapı yatırımlarından tasarruf etmeyi planlamaktadır.
I. etap 3.2 km uzunluğunda, liman bölgesine kadar ulaşımı öngörmektedir. Bu noktada ilk etap sonunda liman bölgesinde bir istasyon planlanmamaktadır. Ödeme gişeleri Halkapınar istasyonunda bulunacaktır. Hem giriş hem çıkış turnikelerinde ödeme yapılacaktır. Böylece sadece hat inşa ederek ilk etabı devreye sokmak mümkün olabilecektir.
II. etap 1.1 km uzunluğunda, hemzemin bir hattı öngörmektedir. Liman bölgesi ile Pasaport arasında olacaktır. Geçmişte bu bölgede atlı tramvay ve tramvay hatları kullanılmıştır. Böylece I. Kordona özel olarak tasarlanmış vagonlar ile nostaljik bir atmosfere yaratılırken bu bölgede ki özel araç trafiğini de azaltmak mümkün olabilecektir.
Öneri güzergah, taşıdığı potansiyel göz önünde bulundurulduğunda, kent yaşamının kalitesini yükseltecek, otobüs hatlarından önemli bir yükün metro hattına aktarılmasını kolaylaştıracaktır. Zemin durumu nedeni ile yer altından metro hattı yapmanın ekonomik açıdan avantajlı olmadığı Alsancak için önemli bir açılım sağlayacaktır
Yeni öneri iki etap olarak planlanmakta, Halkapınar Transfer Merkezi ile sisteme bağlanmayı önermektedir. Atıl durumdaki viyadük ayaklarını kullanmayı önermekte böylece ek kamulaştırma bedeli ve altyapı yatırımlarından tasarruf etmeyi planlamaktadır.
I. etap 3.2 km uzunluğunda, liman bölgesine kadar ulaşımı öngörmektedir. Bu noktada ilk etap sonunda liman bölgesinde bir istasyon planlanmamaktadır. Ödeme gişeleri Halkapınar istasyonunda bulunacaktır. Hem giriş hem çıkış turnikelerinde ödeme yapılacaktır. Böylece sadece hat inşa ederek ilk etabı devreye sokmak mümkün olabilecektir.
II. etap 1.1 km uzunluğunda, hemzemin bir hattı öngörmektedir. Liman bölgesi ile Pasaport arasında olacaktır. Geçmişte bu bölgede atlı tramvay ve tramvay hatları kullanılmıştır. Böylece I. Kordona özel olarak tasarlanmış vagonlar ile nostaljik bir atmosfere yaratılırken bu bölgede ki özel araç trafiğini de azaltmak mümkün olabilecektir.
Öneri güzergah, taşıdığı potansiyel göz önünde bulundurulduğunda, kent yaşamının kalitesini yükseltecek, otobüs hatlarından önemli bir yükün metro hattına aktarılmasını kolaylaştıracaktır. Zemin durumu nedeni ile yer altından metro hattı yapmanın ekonomik açıdan avantajlı olmadığı Alsancak için önemli bir açılım sağlayacaktır
8 Şubat 2009
27 Aralık 2008

Yanda ilk kazandığımız paranın, taranmış bir görüntüsü var. Malesef büro açmak kolay değil.O günlerde bu parayı duvara asacak kadar çok kazanamıyorduk. Onluklar halinde alsaydık ödememizi, belki bir onluk asabilirdik ama malesef ellilik çok fazla geldi. Biz de paramızı bir gün bize döner umuduyla taradık, ve faturayı yatırdık. Bu yılın sonunda YTL'lerin imha edileceği düşüncesi beni çok rahatsız ediyor. Bu para elinize geçerse 100 YTL'ye geri alacağız. Duyurulur.
11 Aralık 2008
Why Not?
Web sayfamız beklediğimden çok daha ciddi oldu. Umarım bu blog sayfasını biraz daha sıcak yapabiliriz. Kurumsal renklerimizden de kaynaklanıyor olabilir sayfamız biraz renksiz gibi :)
Herkes Not mimarlık ne demek diye soruyor. İtiraf etmek gerekirse bir isim bulmak, mimarlık bürosu açarken karşılaşılan en büyük sorun. Aslında bu hikayeyi pritzker’i alırken açıklarız diye düşünüyordum ama sanırım buradan yayınlansa da en çok üç beş kişi haberdar olur. Ama bizim kayıtlarımız için önemli.
Önce kriterlerimizi belirledik.
Telefonda kolayca anlaşılabilmeli
(Geçen bir yıl gösterdi ki anlaşılamıyor, diksiyon kursuna gitmememiz gerekebilir ama telefonu açan not mimarlık mı? diye sorduğunda da anlamakta güçlük çekiyoruz)
I, ç, ş, ö, ü gibi harfler içermemeli
(böylece yıldırım mimarlık ve uslubaş mimarlık çöpe gitti)
Daha önce biri alan adını almamış olmalı
(bu kısımda yaşanları hiç anlatmasam da olur)
Aslında not mimarlık bütün bunlara uyuyordu ama ingilizce notarchitects’e bayıldık. Serdarın “neden çekiniyorsun biz mimarız “dediği gün mimar olsaydık ne kadar harika olurdu diye düşünmüştüm. Galiba okul sıralarında gözümüzde çok büyüttük mimarlığı evet bir diploma sahibi olabildik. Ancak, ne yazık ki Türkiye’de teknikerinden, inşaat mühendisinden, mutfak satıcısından, hatta bu örnekler iyi durdu hiçbir formasyonu olmayan herkesin mimar olduğu bir yerde notarchitects kulağımıza çok hoş geldi. Gürhan Tümer hocamızın mea architecture mea culpa'sını yıllarca hep (cahilliğimden) siz mimarsanız ben değilim gibi yorumlamıştım. Açıkçası not mimarlığı da böyle yorumlamak hoşuma gidiyor. why not?
Web sayfamız beklediğimden çok daha ciddi oldu. Umarım bu blog sayfasını biraz daha sıcak yapabiliriz. Kurumsal renklerimizden de kaynaklanıyor olabilir sayfamız biraz renksiz gibi :)
Herkes Not mimarlık ne demek diye soruyor. İtiraf etmek gerekirse bir isim bulmak, mimarlık bürosu açarken karşılaşılan en büyük sorun. Aslında bu hikayeyi pritzker’i alırken açıklarız diye düşünüyordum ama sanırım buradan yayınlansa da en çok üç beş kişi haberdar olur. Ama bizim kayıtlarımız için önemli.
Önce kriterlerimizi belirledik.
Telefonda kolayca anlaşılabilmeli
(Geçen bir yıl gösterdi ki anlaşılamıyor, diksiyon kursuna gitmememiz gerekebilir ama telefonu açan not mimarlık mı? diye sorduğunda da anlamakta güçlük çekiyoruz)
I, ç, ş, ö, ü gibi harfler içermemeli
(böylece yıldırım mimarlık ve uslubaş mimarlık çöpe gitti)
Daha önce biri alan adını almamış olmalı
(bu kısımda yaşanları hiç anlatmasam da olur)
Aslında not mimarlık bütün bunlara uyuyordu ama ingilizce notarchitects’e bayıldık. Serdarın “neden çekiniyorsun biz mimarız “dediği gün mimar olsaydık ne kadar harika olurdu diye düşünmüştüm. Galiba okul sıralarında gözümüzde çok büyüttük mimarlığı evet bir diploma sahibi olabildik. Ancak, ne yazık ki Türkiye’de teknikerinden, inşaat mühendisinden, mutfak satıcısından, hatta bu örnekler iyi durdu hiçbir formasyonu olmayan herkesin mimar olduğu bir yerde notarchitects kulağımıza çok hoş geldi. Gürhan Tümer hocamızın mea architecture mea culpa'sını yıllarca hep (cahilliğimden) siz mimarsanız ben değilim gibi yorumlamıştım. Açıkçası not mimarlığı da böyle yorumlamak hoşuma gidiyor. why not?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







